mmmagfghgfhg
mmakjkjaöm

1-malatya

Cumhuriyet öncesi eğitim

CUMHURİYET ÖNCESİ EĞİTİM

Türk Eğitim Tarihi incelenirken Cumhuriyet'in ilanının baz alınması, araştırma ve inceleme açısından değişmez bir kural haline gelmiştir.

Bilindiği gibi Türk Ulusu, 10. yüzyılda Müslüman olunca yazı dili olan Uygurca'dan yavaş yavaş vazgeçmiş, 10. Yüzyıldan itibaren de Arap harflerini kullanmaya başlamıştır. Yüzlerce yıllık bir kültür alfabesinin bir çırpıda değiştirilmesinin altında çok önemli nedenler aramak gerekir.

10. yüzyılda din değiştiren Türk Ulusu, dini kaynaklara ulaşabilmek için o günün dini yazı alfabeleri olan Arap ve İran alfabelerine adapte olmak, onları öğrenmek zorundaydı. Bu gerekçeyle Arap alfabesine geçilmiş, konuşma metinleri de bu harflerle yazıya geçirilmiştir. İşte bu yazım tarzına biz, Osmanlıca deniyor.

Osmanlılar döneminde eğitim ve öğretim, medrese denilen okullarda yapılırdı. Halk yeni bir din olan İslamiyeti öğrenebilmek için; ağırlıklı olarak dini derslere verilirdi.

Malatya'da da eğitim, varolan medreselerde yapılmaktaydı. Bu eğitim kurumlarında ağırlık, dini derslerdeydi ancak bunun yanında Fen derslerine de önem verilirdi. Fen derslerinin yorumları, dinsel açıdan yapılırdı. Avrupa'yla bilgi alışverişine geçilememişti. Çünkü Avrupa, henüz Ortaçağın karanlıklarında beklemekteydi.

Malatya'da Osmanlılar ve Selçuklular döneminden kalan birkaç medrese kalıntısı ve adı vardır. Bunlardan Halfetih ve Hüseyin Gazi medreselerinin yalnızca adı kalmış, Bu medreseler fiziki olarak yok olmuşlardır. Günümüze, yalnızca yarı yıkık Şihabiye-yi Kübra Medresesi gelebilmiştir.

İhabiye-yi Kübra, sözlük anlamı olarak en büyük yıldızların topluluğu demektir. Bu medreseyi kuran Selçuklular, buradaki her öğrenciyi birer yıldız kabul etmişler, bu yıldızlara; ışık veren, yol gösteren, hedeflenen varlıklar özelliği kazandırmak istemişlerdir. O yıldızlar ki en büyük ve en parlak yıldızdırlar. Medresenin bu adı bile Selçukluların eğitim ve öğretim felsefesini anlatmaya yetmektedir.

Malatya, Şihabiye-yi Kübra Medresesi'nden yetişen pırıl pırıl, ışıl ışıl yıldızlarıyla ilimizi ve ülkemizi aydınlatmaya devam etmiştir.

Asıl yerleşim merkezi Battalgazi İlçemiz olduğu için Malatya insanı, bu yeşillikler içindeki tarih hazinesi şehrini savunmak için sürekli savaşmak zorunda kalmıştır. Arap, Bizans, Memlûk, Selçuklu ve daha birçok devlet, bu şirin merkezi ele geçirmek için binlerce yıl savaşmış, bu uğurda nice canlar feda etmiştir.
Çoğu kez illerini paylaşmak, ele geçirmek isteyen değişik ulusların, devletlerin saldırısına uğrayan Malatya halkı, ciddi bir şekilde eğitim ve öğretime sarılamamış, kalıcı eğitim kurumları kurmaya fırsat dahi bulamamıştır.

İlk etapta Aspuzu'daki (şimdiki Malatya) evlerini ve camilerini onaran halk, camiler bünyesinde medrese benzeri okullar oluşturmaya başlar. Savaşlar nedeniyle erkek nüfusu, aynı zamanda yetişkin insan nüfusu da azalmıştır.

Mahalle camilerindeki bu eğitimi devlet de sahiplenmekte, en az Osmanlıca okuma yazma yeteneği kazandırılan bu öğretime resmi nitelik kazandırmaktadır

1890'lı yıllardan itibaren Malatya şehri, şu anki yeri ile anılmaktadır. Battalgazi ilçesine de Eski Malatya denilmektedir.

1905 yılı başlarında Malatya'nın bazı mahallerinde İbtidaiye Mektebi (İlkokul) vardır. Bir de bu okulların öncesinde çocukların verildiği Sıbyan Mektebi (Anaokulu) vardır. Sıbyan Mektepleri, bir yıldır. Bazılarında bu süre iki yıldır. İbtidaiye ise beş yıldır. Fırat İlkokulunun eski yeri olan Belediye İşhanı'nda Emirahmetoğlu Medresesi, Yeni Cami'ye bağlı olarak eğitim öğretimdedir. Derme İlköğretimokulu'nun yerinde de bir Kızlar Mektebi açılmıştır. İlkokul düzeyinde eğitim veren bu okula, yalnızca kız öğrenciler alınmaktaydı. Cumhuriyet'in Malatyalı ilk öğretmenlerinden Abdulkadir Arat da Tahtalı Minare Camii bünyesindeki İbtidaiye'ye gönderilir. O dönemde eğitimin hizmetinde bir okul da Hidayet Mektebi'dir ve ilkokul düzeyindedir. Bu sırada Battalgazi ilçemizde de 1906 yılında bir Kız Okulu açıldığını belirtmek gerekir. 1900'lü yılların başında şu anki Belediye binasının yerinde ise Çarşı Mektebi vardır. Hidayet ilkokulu o dönemlerde yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Okulu, Yeni Cami'nin karşısındaki Emirahmetoğlu Medrese'si bünyesine naklederler. Aynı binada yeni bir ilkokul daha oluşturulur. Bu okul, İzzetiye Mektebidir.

Bu okulun daha sonra tüm kadrosuyla Gazi İlkokulu'nu oluşturduğuna şahit olacağız. Gazi İlkokulu Öğretmen Sicil Defterleri incelendiğinde mühürlerde "İzzetiye Mektebi Başmuallimliği" ibaresi görülmektedir. İzzetiye Mektebi'nin Gazi İlkokulu'na taşınması, 1933 yılına rastlar. Okul, Atatürk'ün emriyle taştan yaptırılır ve Cumhuriyet'in 10.Yılı şerefine hizmete açılır. Bu dönemde Yeşilyurt ilçemizde Hamidiye Medresesi'nin İbtidaiye ve Sıbyan bölümleri faaliyettedir. Cumhuriyet'in ilk öğretmenlerinden Yeşilyurtlu Şevket Özer de bu okulda öğretime başlamıştır. 1912-1913 öğretim Yılında Sıbyan ve İbtidaiye Mektepleri, resmi olarak açılır. Bir yılı Sıbyan Mektebi (Anaokulu), beş yılı ise İbtidaiye (ilkokul) dir.
Bu sıralarda Malatya'da öğretmen sıkıntısı yaşanmaktadır. Cumhuriyet henüz ilan edilmemiştir. 14 Ağustos 1923'te sınavla ortaokul (Rüştiye) mezunları içinden öğretmen alınacaktır.

Sınav, belediye binasının yerindeki Çarşı Okulu'nda yapılır. Öğretmen adaylarını seçecek olan sınava, devrin Maarif (Milli Eğitim) Müdürü Hacı Nebizade Adil Bey Komisyon Başkanlığıyapmaktadır.
Cumhuriyetin ilanına yakın Belediye İşhanının yerindeki Emirahmetoğlu Medresesi'nin adı, Malatya-Elazığ sınırını çizen Fırat nehrine izafeten Fırat Mektebi'ne dönüştürülür. O sırada bu binada İzzetiye Başmuallimliği, Fırat Mektebi ve geçici de olsa Hidayet Mektebi, eğitim ve öğretim yapmaktadır.
Bu dönemde Gündüzbey Kasabası'nda da bir İbtidaiye (İlkokul) vardır. Cumhuriyet'in ilk Malatyalı öğretmenlerinden Abdurrahman Gündüz'ün ağabeyi, bu okulda başöğretmendir. Abdurrahman Gündüz de bu okulda İlköğrenimine başlar. Daha sonra I. Dünya Savaşı patlak verir. Ağabeyini askere alırlar. Bir yıl sonra da şehit olduğu haberi gelir. Bu nedenli okul, kapanmıştır. Abdurrahman Gündüz, tahsili yarım kalmasın diye babası tarafından Çırmıktıdaki (Yeşilyurt İlçesi) İbtidaiye Mektebine (ilkokula) nakledilir
O dönemde Malatya'da Hidayet İlkokulu'nun eski yerinde bir Darül Muallim (Öğretmen Okulu) vardır. Okul Müdürü, Alagöz H. Mehmet Efendi'dir. Buraya İlkokulu bitirenler alınmaktadır.

Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden Abdurrahman Gündüz de burada okumaktadır. Bu saygıdeğer öğretmen, bu okula gelebilmek için Yeşilyurt ilçemizden yaya olarak uzun bir yol kat etmektedir. Dönemin Maarif (Milli Eğitim) Nazırlığı (Bakanlığı), bu okulu Elazığ'a nakleder. Abdurrahman Gündüz de Elazığ'a nakledilir. Okulunu Elazığ'da bitirir ve öğretmen olur.

O sırada ihtiyaç üzerine Sıtmapınarı mevkiinde Sülukoğlu Camii karşısındaki arsaya bir ilkokul yaptırılır. Malatya halkı, hemşehrisi devrin Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) Mustafa Necati'ye olan şükranlarını sunmak amacıyla okula, Mustafa Necati Mektebi adını verir. Sonradan Cumhuriyet'in ilanı ile bu okul bünyesinde bir Cumhuriyet Mektebi de oluşturulacaktır.

O dönemde Arapgir ve Darende ilçelerimizde de İbtidaiye Mektebi olduğunu görürüz. Bu okullar, ilkokul düzeyindedir ve başlangıç eğitimi, Sıbyan Okulu (Anaokulu)'dur.

Cumhuriyetin ilanına yakın Malatya da şu anki Milli Eğitim Müdürlüğü binasının yerinde Muhtelit Okulu (Karma Okul) olduğunu görüyoruz. Bu okul, ortaokul düzeyindedir. Daha sonra, Malatya Lisesi'nin çekirdeğini oluşturacaktır.

1909 tarihli Arapgir Rüştiye Mektebinin diploma defterinden Arapgir'de bir rüştiye (ortaokul) olduğunu anlıyoruz. Zaten o dönemlerde en yoğun kültürel faaliyet, Darende ve Arapgir ilçelerimizdedir. Bu okulun diploma defteri incelendiğinde şu derslerin okutulduğa görülür.

l- Kuran-ı Kerim
2- Ulum-ı Diniye - Ahlak
4- Sarf-ı Osmani (Osmanlıca çeviri)
5-İmla 6- Arabi (Arapça)
7- Hesap
8- Sarf-u Nahiv (Dilbilgisi)
9- Hüsn-i Hat (Güzel yazı)

Cumhuriyet'ten önce Arapgir ilkokullarında 3. sınıfta Fransızca, Arapça ve Farsça olmak üzere üç yabancı dil verildiği göz önüne alınırsa eğitimin kalitesi ortaya çıkacaktır.

O dönemde Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkıldığı için halk, perişandır. Birçok çocuk, yetim kalmıştır. Bu çocukların, giyecekleri elbiseleri bile bulunmamaktadır. Bunu bilen okul idarelerinin kıyafet konusunda fazla ısrarcı olmadıklarını görüyoruz. Kıyafette şekilci olmazlar ancak yırtık ve kirli giysiye asla izin vermezler. Öğrencilerin kıyafeti, beyaz yaka ve siyah önlüktür. Siyah renk, kir belli etmesin diye tercih edilmiştir.

Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte tüm medreseler Cumhuriyet okullarına dönüştürülecek, bunların öğrencileri de resmi ilkokullara aktarılacaktır. Bu dönem incelendiğinde medrese öğrencileri olan her yaştan insanın, ilkokul öğrencileriyle bir müddet birlikte okuduğu görülecektir.

Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte birçok okulun adı da bu önemli tarihe ve olaya izafeten Cumhuriyet Mektebi'ne çevrilecektir. Ancak bu okullarda eğitim, Arap harfleriyledir ve Osmanlıca'dır. Yeni Türk harflerine geçmek için tam beş yıl beklenir.

Tüm bu bilgiler ışığında Malatya'da ülke düzeyinde bir eğitim ve öğretim yapıldığı, iyi bir öğretim seviyesi tutturulduğu görülmektedir. Nitekim buradan yetişen seçkin öğrenciler, ülkeye hayırlı hizmetler yapacak, Atatürk'ün ilk Milli Eğitim Bakanlarından Mustafa Necati'yi de ülkemize hizmette öne çıkaracaktır.







Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

Bugün 33 ziyaretçi (74 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=